
"MUSTAFA"
Mustafa filminin kamera arkası görüntülerini izleyebilirsiniz.
12 dakikalık videoyu izlemek için yandaki fotoğrafın üzerine tıklayınız.

GÖLGEDEKİLER EKİBİ 1994 yılı... “Gölgedekiler” ekibi Anıt-Kabir’de... En üstte Özge ve ben... Alt basamakta, kameramanımız Halim... Serdar Akinan’ı artık çoğunuz ekranlardan tanıyorsunuz... ve her projenin değişmez yoldaşı: Nazan... daha altta Hale (halen Neden’in yapım ekibinde) Yusuf ve Bülent... ve en altta Dilek... Aslanlı Yol’un başındaki aslanlar, Gölgedekiler’i ışığa kavuşturma hazırlığındalar.

SİNE-İ MİLLET’İN ÇEKİMİNDE Yine bir Gölgedekiler seti... 1. Meclis binasında, ilk Meclis’in kuruluşunu anlattığımız bölümün çekimindeyiz. Soner, ben ve Hale, Atatürk’ün konuştuğu kürsünün altında, yan yanayız. Yanımızda bir efsane oyuncu; Tuncel Kurtiz... Kürsüdeki tüm tartışmaları, olağanüstü performansıyla, o canlandırıyor. Onun yanında ise yönetmenimiz, sevgili dostum İlhami Algör... Sonradan iki kitabı çıktı; okudunuz mu?

FETHİ BEY’İN OĞLU İşte unutulmaz bir tanışıklık daha... Osman Okyar, Fethi Okyar’ın oğlu... İstanbul Anadolu yakasındaki evinde onun ağzından babasını dinliyoruz. Daha doğrusu Atatürk ölüm döşeğindeyken başlayan taht kavgasını... 2001 yılında hazırladığımız Halef belgeseli için, babasından dinlediklerini heyecanla aktarıyor bize... Yaşlılığın verdiği bütün yorgunluğa rağmen...

DEMİREL’LE ÇEKİM ÖNCESİ Yine 1994... 12 Mart belgeselini hazırlıyoruz. Bütün çekimleri tamamlamışız; sıra en önemli röportajda... Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’le İstanbul’da Cumhurbaşkanlığına ait Huber Köşkü’nde randevulaşıyoruz. Sorularımız hazır. Birand içeri girmek üzere... Bülent’le ben Demirel’le el sıkışıyoruz. Birazdan çok uzun bir röportaj başlayacak ve Demirel, bütün 60’lı yılların öyküsünü anlatacak.

MUHSİN BATUR ANLATIYOR Yine 12 Mart belgeseli... Demirel’in anlattığı dönemi, bu kez dönemin bir numaralı asker tanığından, Muhsin Batur’dan dinliyoruz. Yerdeki halının bana hatırlattığına göre burası bir süreliğine sete çevirdiğimiz bir otel odası... Bülent’le geceleri o otelde kalıyoruz. Sonra gündüz, yan odada kurduğumuz sete geçiyor ve saatlerce tanıkları dinliyoruz. Elimde Muhsin Batur’un “Anılar ve Görüşler” kitabı var. Önümdeki monitörde ise “colour bar”... Yusuf çekime hazır. Bu, Batur’un en uzun, son mülakatı...

TİYATRO BELGESELİ Unutulmaz bir söyleşi daha... “Zaten Tiyatro Dediğin Nedir ki” adını verdiğimiz Devlet Tiyatroları belgeselinin çekimi için Harbiye’deki Kenter tiyatrosundayız. Yıl: 1999... Arkamda gördüğünüz Yusuf Kenan, tiyatronun araştırmasını yapan arkadaşım... Yıldız Kenter’den Devlet Tiyatroları’ndaki günlerini dinlerken Şükran Güngör de gelip sohbete katılıyor. Yıldız Kenter’e yıllar sonra bu kez “Yüzyılın Aşkları” belgeseli için bir kez daha buluşacağız; ancak ne yazık ki artık büyük aşkı Şükran Güngör yanında olmayacak.

AVNİ ARBAŞ NAZIM’I ANLATIYOR Nazım Hikmet’in “Avni’nin atları” şiirini bilirsiniz değil mi? İşte o Avni, yani Avni Arbaş’la “Nazım” belgeseli için söyleşideyiz. 2001 yılı.. Yanımda Nazım Hikmet Vakfı’nın Genel Sekreteri Kıymet Coşkun var. Avni Arbaş, Nazım’ın “son yılbaşı” gecesinin yoldaşı... O geceki sohbette Nazım “Keşke ömrümün 15 yılını oralarda (Moskova’da) geçirmeseydim” diyor. Çok önemli bir tanıklık... Arbaş yorgun; ama öyle güzel anlatıyor ki...

URALLAR’DA BİR UZUN GÜN 5 Temmuz 2001... Urallar’dayız. Burası Votkinsk... Çok katlı sosyal konutlardan birinin giriş katındaki daireye girince gözlerimize inanamıyoruz. İçerisi bir Nazım Hikmet müzesi... Resimleri, kitapları, masası, eşyaları, fotoğrafları her şey orada... Evde bizi bekleyen bu Rus kadın, Moskova’da geçirdiği ilk 7 yılında ona yoldaşlık eden Galina Kolesnikova... O gün harika bir söyleşi yapıyoruz kendisiyle... Çıkıştaki sohbetimizde Nazım için yazdığı Rusça kitabını gösteriyor. Ve kadere bakın ki, 2006’da kitabın Türkçe baskısına önsöz yazmak, bana kısmet oluyor.

32. GÜN BÜROSU Şimdi 1980’lerin sonundayız. Burası Ankara Kavaklıdere’deki TRT Genel Müdürlüğü binası... 32. Gün’e ayrılan çalışma ofisindeyiz. Yanımdaki kızı herhalde tanıdınız: O dönem 32. Gün’ün Londra muhabiri olan Banu Avar, şimdi hem kitapları hem programları ile ses getiriyor. Yanımızdaki yapım asistanımız Neşe ise halen Kanada’da yaşıyor. Neşe’nin önündeki bilgisayar, arkada yerde duran 1 inch bantlar ve dolaptaki Betacam kasetler, ileride (hatta şimdiden) teknoloji tarihi yazacaklar için güzel birer malzeme olabilir.

MELİH KİBAR’LA SON FOTOĞRAF “Yüzyılın Aşkları” belgesel serisinin “Melih Kibar-Çiğdem Talu” bölümünün çekimindeyiz. Melih Kibar, Boğaz’a nazır evinin, pencere kenarına yerleştirdiği piyanosunda “Fırtına”yı çalıyor bize... Sonra bu hatıra fotoğrafını çektiriyoruz. Yüzünden fotoğrafa da yansıyan bu bitap ifadeyi, açtığımız konunun hüznüne veriyoruz. Amansız bir hastalığın onu içten içe kemirdiğini ve yakında aramızdan alacağını bilmiyoruz. Çekip gitmekten, bir tatil kasabasına yerleşmekten söz etmişti o gün... Daha uzaklara gitti. Nur içinde yatsın.
YAŞAR USTANIN EVİNDE Yaşar Kemal pek az söyleşi verir. Verdi mi de, doyum olmaz sohbetine... İşte 2005’te Nebil Özgentürk’le ustanın evindeyiz. İETT belgeseli için bize, kurumda sayaç memurluğu yaptığı günleri anlatıyor. Romanlarını yazdığı köşe burası... Arkasındaki dev kütüphane görünmüyor, ama dünyanın hemen her diline çevrilmiş kitaplarının tercümeleri dizili orada... Tam karşısında, bizim arkamızda eşsiz bir Boğaz manzarası var. Ve başucunda karakalem bir Abidin Dino resmi...
DEMİRKIRAT EKİBİ BRÜKSEL’DE Brüksel’de Demirkırat’ın son montajı sırasında çekilmiş bir fotoğraf... 1991 baharı... Sağımda Bülent (Çaplı), solumda Fahir (Atakoğlu) var. Bülent bıyıksız şimdi... Fahir daha zayıf... ben daha ak saçlıyım. Yandaki ikiliden en sağdaki Jay Rohrer; Demirkırat’ın Amerikalı yönetmeni... Çok yaratıcı bir beyin... 32. Gün’de de katkısı vardır. Fahir’i önce Birand’a, sonra hepimize tanıştıran adam...Sonra Dubai’ye yerleşti. Yanındaki ise Thomas de Norre... O da belgeselin görüntü yönetmeniydi. Daha sonra AİDS’ten öldüğünü haber aldık. Ölümün erken izi, fotoğrafta yüzüne düşmüş sanki...
FAZIL’LA NAZIM VAKFI’NDA Nazım Hikmet belgeselinden bir başka anı... Yıl 2001... Belgesel bitmiş. Fazıl müziği bestelemiş. Belgeselin yayın bandını almış, “büyük jüri”nin huzuruna çıkmışız. “Büyük jüri” dediğim, Nazım Hikmet Vakfı’nın yöneticileri... Zor, sıkıntılı bir akşamüstü... Nazım’ı kuşkusuz bizden daha iyi bilenlere, onun belgeselini beğendirebilecek miyiz? Beğenmezlerse ne olacak? Masada simit ve çay var. Onlar izlerken biz Fazıl’la birbirimizi süzüyoruz. Neyse, belgesel bitiyor. Salonda Ataol Behramoğlu var. Tarık Akan var. Kıymet-Atilla Coşkun var. Ve fotoğraftaki Turgay Fişekçi var. Neyse ki beğeniyorlar. Zor sınavı geçiyoruz. Gülümsüyoruz.
BİR ZAMANLAR MAZİYE BAK İşte güzel bir fotoğraf... 32. Gün ekibiyle Gazi Üniversitesinde söyleşiye gitmiştik. 26 Nisan 1993... Ön sıradaki kadroyu artık herkes tanıyor. Sağdan sayarsak Mithat (Bereket), ben, Çiğdem (Anat), Cüneyt (Özdemir), Deniz (Arman)... Tam kadro Ankara’daydık o zaman... Ve kıyasıya bir rekabet içinde güzel bir dayanışmayla 32. Gün’ü hazırlıyorduk. Bu fotoğraftan 1 yıl sonra ben askere gittim. Bütün ekip de İstanbul’a gitti. Herkes farklı dalga boylarında, kendi yolunda şimdi...
HARRAN’DA ÇEKİMDE Bu kez 1999... Paris’ten Harran’a... 4. Nesil belgesel serisinin çekimi... Ben poşuluyum. Murat kamerasını bırakmış, objektifini almış eline... Belgeselin yönetmeni Soner, çocukların arkasından izliyor röportajı... Kaptanımız Doğan abi arkada... Çoluk çocuk duvar üstünden bakıyor. Serinin “Ev” bölümünü çekiyoruz. Urfalı konuğumuz Harran evlerinin yok oluşunu anlatıyor. Yüzyılın sonunda, yiten bir kültürü belgelemeye çalışıyoruz.
DEMİRKIRAT HATIRASI... Bülent Çaplı ile Demirkırat çekimlerindeyiz. Yaz. O sıcakta günler, saatler süren söyleşilerden perişanız. Kameramanımız Yusuf Akçura hiç olmazsa kısa kollu tişört, çorapsız pabuç giyebiliyor. Ben kravata tutsağım. Bir çekim öncesi, “mal” boşaltıyoruz; kameralar, ışıklar, set malzemesi... Yanımızdaki sarışın kız mı? Hayatta tahmin edemezsiniz: Genç stajyerimiz Ayşe Arman...

AYNALAR TOPLANTISI Meslek hayatımın en keyifli toplantılar serisi... Aynalar ekibi olarak danışmanlarla toplantıdayız. 1995 yazı... Başımızda çok sevgili hocamız Prof. Dr. Ünsal Oskay var. Diğer danışmanımız Can Kozanoğlu o gün gelmemiş. Ekibin diğer üyeleri, Dilek, Bülent, Nazan, Hale, Tannur, Soner işbaşındayız. En kısası 6 saat süren bu ders-toplantılarda sadece Aynalar’da inceleyeceğimiz Türkan Şoray, Ajda Pekkan, Yılmaz Güney, Zeki Müren, Orhan Gencebay gibi popüler kültür figürlerini değil, neredeyse insanlığın her evresini konuşuyor, tartışıyoruz.

TÜRKAN ŞORAY’LA ÇEKİM GÜNÜ Bütün yaz süren Aynalar araştırması bitmiş. Nihayet sıra “Motor” demeye gelmiş. Öyle bir dönem ki, iki ayağım bir papuçta... Ege henüz 1 yaşında bile değil. Yeni Yüzyıl yeni çıkmış. 24 Aralık’ta seçim var ve ben nabız yoklama turundan yeni dönmüşüm. 21 Aralık 1995... İlk çekim için Türkan Şoray’ın evindeyiz. “Sultan”, öngörüşmede projeyi ne kadar ciddiye aldığımızı fark ediyor ve ondan sonra kapılarını açıyor. 3-4 görüşmeden sonra nihayet çekimdeyiz. Ayaktakiler Ayfer, Soner, Hale, Yusuf, Cihat ve BBA ekibi... Benim hemen yanımda alemin en usta makyözü Suzan Kardeş... Şoray’ın güzelim evine nasıl bir stüdyo kurduğumuza bakar mısınız?

AJDA PEKKAN ÇEKİMDE 15 Mart 1996... Bu kez Ajda Pekkan’ın evindeyiz. İki gün sürecek bir çekimin arifesi... Ajda heyecanlı... Biz de... 3 gün sonra belgeselin galası var İstanbul’da... Orada Şoray ve Pekkan buluşacaklar. Ve biz Aynalar’ın ilk bölümü olan “Sultan”ı göstereceğiz. 21 Mart’ta da ilk bölüm Show TV’de yayımlanacak. Yüzde 4,7 rating alacak. Üçüncü bölüm Yılmaz Güney’de notumuz yüzde 5’e çıkacak. İlk 100’de 20’nciyiz. Bir belgeselde ulaştığımız en büyük seyirci bu... Popüler Kültür şapkası altında sosyolojik tahliller yapıyoruz. Mutluyuz.

GENCEBAY MAKYAJDA İstanbul’da Orhan Gencebay’ın plak firması... Yine 1996 Mart’ı... Çekim öncesi makyajı yapılıyor. Makyöz yine Suzan Kardeş olmalı.. Bir yandan da sohbet ediyoruz. Epey hazırlanmışız. Ama diğerlerinin aksine Gencebay belgeseli beğenmeyecek. Çünkü kendi müziğinden “arabesk” diye söz edilmesinden, gecekondulardan, dolmuşlardan bahsedilmesinden hoşlanmıyor. Oysa belgeselde sıkça geçen sözcükler bunlar... Belgesel, 28 Mart gecesi yayınlanıyor ve gecenin en çok izlenen 100 program sıralamasında 37. oluyor. Gencebay’ın tersine seyirci beğeniyor.

TANJU ÇOLAK İLE Aynalar’ın 5 bölümlük ilk bölümü o kadar ilgi gördü ki, 2. bir 5’lik seri hazırlamaya karar verdik. İlk 5’likte 60’larda parlayan starlar vardı. Bu bölümde de 70’lerinkiler olacak. Onlar üzerinden Türkiye’nin farklı yüzlerini anlatacağız: Sezen Aksu, İbrahim Tatlıses, Ahmet Kaya, Kemal Sunal, Tanju Çolak... 1996 yazını da danışmanlarımızla çalışarak geçirdik. Bir yandan da doktora tezimi yazdım o yaz... 14 Ekim’de doktora tez jürisinden çıktım. Artık “doktor”um. 20 Ekim’de “40 Dakika” haber programı başladı. Yeni Yüzyıl ve Aktüel’de yazıyordum. 22 Kasım 1996’da bu koşullarda çektik Tanju Çolak’ı...

AHMET KAYA, BAĞLAMASI VE İÇKİ SOFRASI Unutamadığım günlerden biri... 21 Kasım 1996... Ahmet Kaya’yı çekeceğiz. Evinde seti kurup başlıyoruz. 5-10 dakika anlatıyor. Hayır! Tadı yok. Durgun, keyifsiz... Durduruyorum çekimi... “Hadi gidip bi yerde demlenelim” diyorum. Seti toplayıp Rumeli Kavağı’nda Dicle restorana gidiyoruz. Restoran o gün bizim için kapalı... Seti oraya kuruyoruz bu kez... Bu arada rakı sofrası da kuruluyor. Ahmet bir kadeh atınca keyifleniyor. Sular seller gibi anlatmaya başlıyor. Sonra bağlamasını alıyor, çalıp söylüyor. Omuz plan kayıttayız. Kamera biraz açılsa rakılı, çiğ köfteli sofra görünecek. Çekim bitiyor, muhabbet sürüyor. Bir arada göründüğümüz eşi Gülten çekim boyunca bizimle... Arkada görünen Soner, Cihat, Hakan, Alp de... Harika bir gece, harika bir sohbet, harika bir söyleşi... Ahmet’i sevgiyle anıyorum.

SEZEN AKSU’NUN EVİNDE 15 Mart 1997 gecesi... Sezen Aksu’nun evi... Aynalar’ın son bölümü için Sezen’le röportaj çekiyoruz. Araştırmamız bitmiş, yayına 10 gün kalmış, Sezen’in yoğun programı nedeniyle röportajı son anda çekmek zorunda kalmışız. Meral Okay, Sezen’in üstüne başına çeki düzen veriyor. Az sonra çekim başlayacak, 4 saat sürecek ve o kadar güzel olacak ki, Aynalar’ın Sezen Aksu bölümünü 25 Mart ve 8 Nisan’da iki ayrı bölüm olarak yayınlamak zorunda kalacağız.
|